Şişik ego oyun bozar

EKOSİSTEM Mİ? EGOSİSTEM Mİ?

Biri sıkça ekosistem diyorsa, bunu diyenin egosuna bak.

Üretimi artırmak mı istiyor, egosuna meze mi arıyor?

Bizdeki ekosistem denemelerinin başarısızlığı altında işte bu egolar yatıyor.

Fikri; çilesini çekip üretmeyip, ondan bundan kopyalayan; sloganlara meraklı olur. Her moda kavramı alıverir ve içini boşaltıverir. Tıpkı ekosistem kelimesi gibi…

‘Batılı sözünü çok ediyor, başarıların altında bu kavram var. O halde biz de dilimize sakız edersek, bu iş tamamdır.’

Aslında değil. Ekosistem; bir bölgede bulunan, canlı, cansız varlıkların karşılıklı oluşturdukları sistemin adı….

Etkileşimle gelişen olgular sayesinde birlikte iş yapma, daha çok üretim, katma değer üretme.

Eğer sistemin unsurları aynı yönde hareket etmez, bu birliktelikten bazıları bireysel kazanç sağlama kurnazlığını seçerse, en iyi tasarlanmış ekosistem dahi egosistem halini alır.

Nedir bu EGOSİSTEM? Nimeti alıp külfeti öteleme kurnazlığı… Sorunu kendi sorumluluk alanı dışına itme kolaycılığı

Ekosistemin değer üreten parçası olmak yerine kendi egosunu besleme aracı haline getirme ahmaklığıŞ

işirilmiş egolarla ekosistem kuramazsın. Biri ekosistemden söz ediyorsa, egosuna meze arıyor olabilir.

  EKOSİSTEME GİRERKEN EGONU TERKEDER MİSİN?

DEVAMINI OKU

Emeksiz yemek tuzağı

MAL HIRSININ 5 FELÂKETİ

1-Bozulan nimet-külfet dengesi

2-Aniden zengin olma isteği

3-Ahlaki değerlerde çözülme

4-Kolay para şehveti

5-Helâl kazançtan uzaklaşma

Borsa; sabırsızların sabırlılara para aktardığı yerdir.

Büyük kazanç; emeksiz, çaba harcanmadan sıçrama yaşamak, hayali bir gerçekliğin içerisinde var olma hırsıdır.

Bu hırs; vurguncular, hırsızlar, talancıların malzemesi haline gelinmesine neden olur.

Ekonomik döngülerin yara aldığı dönemlerde; birdenbire ve  büyük kazanç fırsatları; tefeciler, dolandırıcılar, tosuncuklar için gelir kapısıdır. Zira hiç sahip olunamayacak bir geleceğin hayalini satarlar.

Oysa bedava peynir sadece fare kapanında bulunur.

Uzanılan her bedava, yüksek, vadedilen zenginlik; tutsaklığa başka bir adımdır.

Kripto parada bir günlük zenginlik, borsalarda bir masa iki sandalye şirketlerle bir haftalık zenginlik, tosuncuklarla bir aylık zenginlik; yılın sonunda yaşam enerjinizi de alıp götürebilir.

Emeksiz yemek, akıllı insan için tuzaktır.

     BİR GECEDE ZENGİN OLMAK MÜMKÜN MÜ?

DEVAMINI OKU

Kişisel gelecek tarihimiz

BAHTINI AÇACAK 5 ŞEY

1-Şans; genelde doğru çıkan bir tahmindir

2-Hayat, her zaman yokuş sunmaz

3-Fırsatları gelirken gör

4-Talihine küsme, onunla barış

5-Geleceğin; senin öngördüklerindir

Bahtın, onu nerede aradığınla ilgilidir. Kişisel gelecek tarihimiz; kaçınılmaz olarak başımıza geleceklerdir.

Bir bakıma ön yüklemeli CV gibi… Henüz gerçekleşmeyen veya şimdi gerçekleşmiş bize dair olup bitenler… Şans, talih, kısmet, nasip

İlahi gücün önceden bizim için çizdiği yol…

Dilimizdeki baht; kader, talih, kısmet, nasip eşanlamlarıyla Farsçadan gelen bir kelimedir.  Fransızcadan aldığımız “şans” ile eşanlamlı kullanılsa da Arapçadan gelen “dehr, zaman” ve Farsça “çarh” kelimeleriyle daha yakın içeriğe sahiptir.

Sonuçta hayatın önceden düzenlenmiş tasarlanmış programından çok, bu programı düzenleyen güç anlamında kullanılır.

Kulübemde fırtına, sis, yağmur veya güneş, bahtıma çıkandır. Eğer başına gelecekleri önceden kabul edersen, bahtına ne çıkarsa ona sıcak bakarsın.

Ancak sürekli güneşli hava talebin varsa, 3 bin metre yukarıdaki kulübenden, güneşli sahil kasabasına taşınsan iyi olur.

Zira bahtın, onu nerede aradığınla ilgilidir.

Bahtınız açık olsun.

         SENİN YILDIZIN BAHT DÖNECESİNDE Mİ?

DEVAMINI OKU

Çünkü ben böyleyim…

CAM TAVANIN 5 ZARARI

1-Başaramayacağına inandırılmak

2-Olumsuzluğu kadere bağlamak

3-Denememek

4-Kabiliyetlerine karşı körlük

5-Sürgit kaybeden olduğunu sanmak

Her deneyen başaramayabilir ama başaranlar; deneyenlerdir.

Kendini sürekli kaybedenlerden sanıyorsan sebebini sorgula.

Cevaplarından biri; “çünkü ben böyleyim” ise kaybettiğin için sızlanmayı bırak ve sebebini sorgula.

İnsan sürgit kaybetmez. Tıpkı sürgit kazanamayacağı gibi.

Fakat sen sürekli kaybediyorsan, sebebi; dışındaki şartlar değildir.

Zihnin, kaybetmeye programlanmıştır ve kazanmaya dair fırsatları ıskalıyorsundur.

Fırsat, gelirken, önü kesilerek yakalanır, ardından koşarak değil. Hele ki ‘çünkü ben böyleyim’ sızlanmasıyla hiç değil…

Zihnindeki cam tavanı kendinin oluşturduğun gerçeğini kabul et ve kayıplarını azaltmanın yollarını ara.

Cam tavan; girişimden, dönüşümden değişimden, ilerlemeden alıkoyar insanı…

Değişimi zihninde, gelişimi bedeninde, dönüşümü nefesinde hissetmeye çalış.

Göreceğin şudur; ‘Çünkü ben böyleyim’ tuzağındasın ve seni oradan çıkaracak olan, zihnindeki bu karamsarlık üreten kıymık imiş…

Takıntılarını listele, seni aşağı çeken insanları teşhis et ve egosunu beslemek için seni küçültenleri bil…

        SÜREKLİ KAYBETTİĞİNİ SANA KİM SÖYLÜYOR?

DEVAMINI OKU

Kuran ol kurulan değil

KURUCU OLMANIN 5 ÖDÜLÜ

1-Varacağın limanı sen belirlersin

2-Taklit değil özgün olursun

3-Kendi geleceğini inşa edersin

4-Sağa sola savrulmazsın

5-Hayatında başrol oynarsın

Dubayı dalgalar savurur da mendirek hep oradadır

Kuran ve kurulan olmak… Bir iş kurmak; yoktan var ederek düşünmek, tasarlamak, hayata geçirmek

Bir programı kurmak; belirlenen bir zaman için hazır olmak… Her gün çalışmaya uyanmak için saati kurmak

Toplumlar ikiye ayrılır. 1– Kendi işini kuranlar, 2-Maliyetine katlanarak yoktan var edenler…

Bir de konfor alanından çıkmayarak saat kuranlar yani kurulmuş olanlar…

Ülke olarak kendin kurar kendin üretirsin merkez olursun. Başkası kurar, başkası çalışır; kurulursun…. Yolgeçen hanı olursun.

Girişimi ve girişimciliği destekle, iyi projeleri hayata geçir. Kurmayı hayat felsefesi haline getir, kurulmayı değil

Kuranlar okur, hedef koyar, fikir  üretir, değişimi kabul eder. Kurulanlar; yer, içer, harcar, söyleneni yapar, her şeyin en iyisini bildiğini düşünür. Emir altında Yaşar.

Biri sizin yerinize hayatınızın dümeninde ise, onun çizdiği rota, kaderiniz olacaktır.

Duba, kaderini dalgalara bırakandır. Mendirek ise dalgalar dövse de daima yerini koruyandır.

        HAYATININ DÜMENİNDE SEN Mİ VARSIN?

DEVAMINI OKU

Yorulduysan ara ver

YORGUNLUĞUN 5 BELİRTİSİ

1-İstemiyorsun

2-Ayakların geri gidiyor

3-Bıkmışsın

4-Rutinlerin batıyor

5-Yenilenemiyorsun

İnsanın özgürlüğü; istediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasındadır

Stres artıyor, her şey üzerine üzerine gelmeye başlıyorsa, odaklanmakta zorlanıyor, sürekli aksilikle karşılaşıyorsan, ara ver.

İçine sinmiyorsa; yapmak zorunda değilsin. Başka şey dene. İstemiyorsan hayır de.

Hayatı; rutininin kölesi haline gelenler, ancak rutinine hizmet etmek için çalışırlar. Düşünecek, yaratacak vakitleri kalmaz. Zira sistemi daha fazla beslemek, daha çok çalışmak zorunda kalacaklardır.

Yorulduklarını fark edemezler. Çalışmadıkları zaman bunu eksiklik olarak görürler.

Yorulduysan ara ver, bir gözden geçir. Belki yapmak isteyip yapamadıklarını da görürsün. Zaman varken yaratmaya başlarsın.

Seni kimler ve neler yoruyor? Bir envanter çıkarmayı denesen? En az 12 adet seni yoran ama değer üretmeyen alan, insan, rutin bulsan?

Sonra da bunları önemli ve öncelikli olarak, cesurca, akıllıca hayatından çıkarmayı denesen?

Göreceğin şudur; Enerjin geri gelmiş, hayatın lezzeti artmış, hava kasvetli olsa bile sabahlarına güneş açmış biri olursun. Çünkü ara vermişsin…

       YORGUNLUK ENVANTERİ ÇIKARMAYI DENESEN?

DEVAMINI OKU

Şüphe oluşmaya görsün

ŞÜPHENİN 5 KEMİRGENİ

1-Gerçeğe ararken yorar

2-Düştüğü yürekte huzur bırakmaz

3-Giderilene dek zihni meşgul eder

4-Güvensavardır.

5-İtibarı zedeler, inancı törpüler

Şüphe büyük çiledir. Düşmeye gör, kavurur.

Şüphe; inandırmayı bıraktırmayacak kadar yakın, körü körüne inandırmayacak kadar uzak

Bir kez içinize düştü mü her şeyi sorgulamaya başlarsınız. Şaibe karışır  düşüncelerinize.

Şüphenin en yakın arkadaşları; korku, panik, hatalar, bağımlılıklardır.

Şüphe düştüğü yerden huzuru alır. Yerine kaygı, endişe, soru işaretleri bırakır.

Bir ülkenin en önemli kurumlarına ilişkin şüphe oluşmuşsa itibarı sorgulanır, yaptığı her işte, attığı her adımda, söylediği her sözde art niyet aranır.

Kuşku, gerçeğinden beter yıkım bırakabilir insanlar, kurumlar hatta devletler üzerinde… Şüpheye düşenin davranışı; tereddüttür. Emin olamamaktır.

Şüphelendiği her kimse, onun iyi niyetine karşı kör olacaktır. Şüphe, gerçeği aramanın da başlangıç noktasıdır.

Şüphe duymayan, hakikati bulamaz.

Ancak aşk abdest gibidir, şüpheye düşerse bozulur. Yine de şüphe ile yaşanmaz, şüphe ile düşünülür.

Şüphe, duyguların değil, zekanın bir kusurudur. Sadece giderilerek tedavi edilebilir.

      GÜNLÜK HAYATINDA ŞÜPHECİ BİRİ MİSİN?

DEVAMINI OKU

Küçük büyük şeyler

KÜÇÜK ŞEYLERİN BÜYÜK ÖDÜLÜ

1-Tebessüm; kana en hızlı karışan ilaçtır

2-Günaydın demek; bedavadır

3-Ötekine yardım; kendine yardımdır

4-Zihnini kıymık dertlerden korur

5-Hayat bir gündür o da bugündür.

İnsana insan olduğunu hatırlatan yaşamanın soluk almak  dışında bir şey olduğunu hissettiren küçük şeyler vardır. Bir teşekkür etmek, hal hatır sormak, selam vermek, sohbet etmek…

Oysaki bizim gündemimizde; ‘ay sonunu nasıl getireceğim, pazara kaçta gidersem daha ucuza bir şeyler alabilirim, hangi mağaza bu hafta bir üründe indirim yapar, kredi taksitlerimi nasıl yeniden yapılandırabilirim’ gibi küçük ama zihinde büyük yer kaplayan dertlerimiz var.

Hayatın hay huyu içinde ihmal ettiğimiz tebessüm, hatır sorma, selamlaşma; hem bedava hem de günümüzü kolay kılan unsurlar…

Zihnini ne ile meşgul ettiğine dikkat et. Zira zihin bedeni yönetir ve gününü şekillendirir.

Etrafta olup bitenlerin %80’i bizim dışımızda gelişir. Bizim kontrol edebildiğimiz, ancak olan bitenin %20’sidir. Fakat kontrol dışındaki %80’e karşı takınacağımız tutum, şartlara rağmen bizi günün sahibi yapacaktır.

Küçük fakat değerli şeyleri ihmal edersen, aslında küçük olan dertlerinle boğuşursun.

         BUNCA KÜÇÜK ŞEYİ DERT ETMEYE DEĞER Mİ?

DEVAMINI OKU

İlhamını kafesletme

İLHAMIN 4 KAFES TUZAĞI

1-Kafes sahibi gibi düşünürsün

2-İlhamın kafeste barınamaz

3-Mahalle baskısı, kafeslenmektir

4-Zihnin parmaklıklarla örülür.

5-İlhamın çalınır, merakın törpülenir

Merak; kafes parçalar.

Kafes; içindekini korusa da aslında bir hapishanedir.

Kafes sahibi ile kafeslenen aynı fikirde olmayabilir.

Kafes altın dahi olsa, bülbüle ‘ah vatanım’ dedirtecektir.

Kafes etrafı çevrili olandır. Hiledir, yeri gelir tuzaktır. İster düşünce olsun ister beden; sınırlamadır. Özgür düşünce kafese girmez.

Kafeslenen fikir, ilham barındırmaz. Çevrenize baktığınızda  ilham yerine kafes görürsünüz.

Aslında bir çevreniz yoktur, çevrilisinizdir. İlham düşmanı kafes, önce merakınızı budar. Sonra kafesin parmaklıklarına çarpar her yaratıcı düşünceniz…

Okul öncesi eğitimde başlar zihin kafeslenmeye… Günde ortalama 402 soru soran çocuk; ‘Bu ne? Bu nedir?’ diye sorup durur içindeki evreni anlamak için. Önce ailesi, sonra çevresi, okulu; onun, meraktan oluşan kanatlarını budar ve üniversite kapısına geldiğinde soru 1’e iner; ‘sınavda ne çıkacak?’

İlhamı budanmış insana; ‘büyüdün’ derler. Aslında büyümemiş; kafeslenmiştir.

Kafes bir kez örülmeye görsün etrafına; yaşam enerjin yol olur.

        KENDİNİ KAFESLENMİŞ HİSSEDİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Başarının maliyeti

BAŞARININ 5 DİNAMİĞİ

1-Gayret, kabiliyetten kıdemlidir

2-Her nimet bir külfet gerektirir

3-Başarı tesadüf değildir

4-Çilesi çekilmemiş başarı çabuk söner

5-İnci, sancı ürünüdür

Başarı; maliyeti ödenmişse kutsaldır.

Başarmak; Bir işi istenilen biçimde bitirmek, muvaffak olmaktır.

Başarı bir hedefe yol almak ise asla  maliyetsiz olmayacaktır. Uykudan çalacak, konfordan çalacak, uğraşları artıracaktır.

Değişim sözcüğünün hamurudur, ilerlemenin adımıdır.

Başarmak bir yolculuktur; yeri gelir yalnız kalır, yeri gelir yalnızlaştırılırsınız.

Ekonomide başarmak refahta sürekliliktir. Büyümede zikzaklar çizmemek, işsizin azlığıdır.

Başarılı toplumlar, başarının maliyetinden kaçınmayan bireylerden oluşur.

Oysa kurnaz toplumlar, başarıyı maliyetle ilişkilendirmek yerine, nimeti alıp külfeti ötelemek isteyenlerden oluşur.

Ülkemizde başarılı insanlara bakın; bedel ödemişler, ter dökmüşler, çalışmış, gayret göstermiş ve bir maliyeti göğüslemişlerdir.

Oysa nepotizmle, kayırmacılıkla bir mevkilere gelmişler, başarı gösterememiş, o mevkileri çürütmüşlerdir.

Liyakati yücelten toplumlar, başarının maliyetini de tanımlar daima.

Ancak yönetimi kurnazlar ele geçirince başarı sağlanamaz.

M      KÜLFETSİZ NİMET PEŞİNDE KOŞAR MISIN?

DEVAMINI OKU