Biat=akıl tutulması

BİAT VE 5 ÖLÜMCÜL HATA

1-Beyni devre dışı bırakır.

2-Aklını kullanırsan cezalandırılırsın.

3-Apaçık gerçeği görsen de söyletmezler.

4-Biat ettiğin senin yerine düşünecektir.

5-Merakın elinden alınır mankurtlaşırsın.

Biat; bir kimsenin yönetiminin, egemenliğinin tanınmasıdır.

Bir sözlük anlamı da satış sözleşmesi olduğu zikredilir.

İnsanlar biata mecbur bırakılınca, düşünemiyorlar. 

Beynin en büyük düşmanıdır biat.

Zira beyni devre dışı bırakır, biat ettiğin kişinin beynine bağlanırsın.

Biat merakı öldürür.

Sorunu 360 derece irdelemekten uzaklaşırsın.

Tıpkı güneş tutulmasında gölgelerin çoğalması gibi biat olunca akıl tutulması yaşanır ve gerçekler karanlıkta kalır.

Misal biri söylemek istemiş veya aklına gelmiştir.

Bir çok aklı başında insan vardır fakat biat yüzünden gerçeği söyleyemezler.

Çünkü biat ettikleri kişi; ‘burada düşünülmüşü var’ der ve fikir üreteni cezalandırır.

İşte bu yüzden günlük hayatta, sokakta, işyerinde, kamuda akıl tutulması olayla karşılaşır ve şaşırırız; bu kadar basit şeyi nasıl düşünemediler diye

Misal yasa çıkar, uygulanabilirliği yoktur. 

Misal işletme bir ürün üretir, kullanılabilir değildir. 

Biat ve bireysel çıkar üzerine şartlanmış zihinler, kalp ve vicdandan da arınıverir.

MERAKINI BİATA KURBAN EDENLERDEN MİSİN?

DEVAMINI OKU

Hayata değer katan ol

İNSANIN DEĞERİ

1-Hayata kattığı değer kadardır.

2-Ne eksik, ne fazla…

3-Değer katan, değer bulur.

4-Katmayan; değersizleştirilir.

5-Sen de hayata değer kat, değerli insan biriktir.

Değersizleri hayatından çıkar.

Üç kişi duvar örüyordu.

Yoldan geçen; birincisine sordu; –Ne yapıyorsun?

Ekmeğimi kazanıyorum.

İkincisine sordu bu defa; –Burada ne yapıyorsun?

Görmüyor musun, duvar örüyorum

Bu defa üçüncüye sordu; Peki, sen ne yapıyorsun?

Mabet inşa ediyorum.

Gerçi üçü de çalışıyordu ancak sadece üçüncüsü hayata değer katma bilincindeydi.

Havalimanındayım; bankoya yaklaşıyorum, bankodaki birinci görevli; ‘sistem kapalı’ diyor ve beni uzaklaştırıyor.

Tam da yan bankodaki görevli; ‘sistem açılıyor, buyurun gelin’ diyor.

Sistem aynı sistem.

Her ikisi de açılma sürecinde ancak biri; hayatı zorlaştırmak üzerine zihin yapısı geliştirirken, diğeri hayata değer katma tutumunda…

Biliyorum ki ancak ve ancak hayata, hayatlara değer katan, çok daha mutlu olacak, değerli hayat sürecek.

Öteki mi? Daima yaptığı işten şikayet edecek, insanları güçlük çıkaracak ve bedbaht olacak, mutsuz edecek.

SEN HANGİSİ OLMAK İSTERDİN?

DEVAMINI OKU

İlerle… Ağaç değilsin

İLERLEMENİN 5 KRİTİK ADIMI

1- Yol açık, yola çık…

2- Kolunda saat, elinde pusula olsun.

3-Dünü geride bırak, yanına yarını al.

4-Yoluna, yoldaşına sadık ol.

5-Yolun çilesine sabrederken; hızını koru…

Daha iyi, daha yetkin, daha değerli daha yüksek bir duruma doğru basamak basamak oluşan gelişmeye denir ilerleme…

Bir ülke, büyümenin yanına kalkınmayı koyabilirse ilerler.

Bir ulus; uygarlık talebiyle, şirket; değer üreterek ilerler.

İlerlemek, daha iyi bir yarın uğruna, dünü geride bırakmak ama inkâr etmemektir.

İlerleyenin kolunda saatten ziyade elinde pusula olmalıdır.

Zira nereye doğru ilerlediği hayati önemdedir. 

Yönsüz ilerleme; mekan kaybı, kalori sarfıdır.

İlerleyen, yanına; değerlerini alır.

Kullanışsız hale gelmiş ezberlerini geride bırakır.

İlerleyenin gözü, arabanın ön camındadır.

Eğer sürekli dikiz aynasına bakıyorsa, kendisi ya henüz otoparkta ve yola çıkmamıştır veya geri gidiyor demektir.

İlerlemenin hızı vardır da kestirmesi yoktur.

İlerleme, cesaret ister; yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz zira…

İlerleyen, yolun çilesine sabreder.

Varacağı yerde onu daha değerli bir hayat bekliyordur.

Durduğun yeri beğenmiyorsan, ilerle, yer değiştir. Ağaç değilsin…

NEREYE DOĞRU İLERLEDİĞİNİN ARKINDA MISIN?

DEVAMINI OKU

Zafer; sabredebilenindir

BIRAK FİKİR FİDANI KÖK SALSIN

1-Pek çok projemiz, sabırsızlık yüzünden yarım kalıyor.

2-Oysa başarı, yılların gerisinden gelebilir.

3-Fikir fidanı kök salmadan;

4-Onu budayanlar başaramıyor.

5-Sabreden ise ödülünü alıyor.

Bambu bitkisi, sabırla büyür. 5 yıl boyunca en ideal şartlarda dahi gelişme göstermez.

Ardından sihirli bir el dokunmuş gibi birden bire günde 40-50 santim hızla büyümeye başlar ve 6 haftada 27 metreye ulaşabilir.

Yaşanan sihir değil, bambunun sabırla saldığı kökleri olduğudur.

Eğer sabır ve istikrarla bir alanda kök salar iseniz, başarı; kaçınılmazdır.

Bizde bambu bitkisi yok ama kültürümüzde bunu karşılayacak türkülerimiz dahi vardır: ‘kuşburnu dikeniyim, dibine dökeniyim…’

Yıllarca durur ve dibine döker meyvesini… 

Burada hayata dair çıkarabildiğim dersler vardır.

Misal; inovasyon

Bu alanda gayretimiz var fakat sabır eksiktir. T

ürk gibi işle başlıyor daha sonra bambu sabrı göstermeden netice bekliyoruz; Netice yok!

Söz bambudan açılmışken; kökler önemlidir ama senin de gayret göstermen gerekir.

İnovasyondan medet uman bu alanda uygun iklimi de oluşturmalı ki bambu büyüyebilsin.

Nice şirket bilirim bambu ekmiş ama sabredip ertesini beklememiş…

AĞAÇ KÖK SALMADAN  AYAKTA KALABİLİR Mİ?

DEVAMINI OKU

Çukurdan çık güneşi gör

ÇUKURDAN ÇIKIŞIN 5 ŞARTI

1-Önce çukura düştüğünü kabullen.

2-Sonra hatalarınla yüzleş.

3-Yetkinliklerini onurlandır.

4-Gayretin içten ve daim olsun.

5-Kendine yeni bir çukur kazma.

Bırak güneş içeri girsin…

Çevresine göre aşağı düşmüş yerin adıdır çukur.

Zamanla çevreden çok aşağılara; çukura düşer insan, şirketülke

Şartlar itse de onu çukurda tutan, zihin yapısı oluverir.

Aslında onu çukura götüren düşünce yapısını değiştirebilse güneşi görecek.

Fakat sorun, çukurdan; zaten onu buraya düşüren düşünce yapısıyla çıkma saplantısıdır.

Ekonomide zaten çukurun kenarında idin, salgın seni çukura itmiştir.

Yapılması gereken bu acı gerçekle yüzleşip, düştüğünü çukuru doldurmak ve güneşe ulaşmaktır.

Harcanan onca emeğekayıp ve maliyete rağmen, yine aynı hatalara geri dönersen, bir başka yerde yeni bir çukur açmaya başlarsın.

Bir şirket çukurdan hatalarıyla yüzleşince çıkar.

Bir insan çukurdan, onu oraya iten sebeplerle yüzleşince çıkacaktır.

Bir ülke çukurdan, ‘nerede yanlış yapıyorum?’ sorusuna vereceği cesur cevaplar ve eylemlerle çıkacaktır.

Çukura defalarca girip sonra yüksek maliyetle çukurdan çıkanlar, güneşin bereketiyle rehavete kapılıp yeni çukur açmasın.

  ÇUKURUNA İYİ BAK, BELKİ DE ORAYA SAKLANDIN?

DEVAMINI OKU

İnanırmış gibi yapmak

AHBAP ÇAVUŞ KAPİTALİZMİ

1-Şirket başarısı; yandaş ya da eş dostun,

2-Hükumet & bürokrasiye yakın ilişkisine bağlı olması.

3-Kaynakları çar-çur etmenin en bildik yoludur.

4-Peki ya GENÇ başarı?

5-Onlara kaynak yok mu?

Türkiye’de kaynak sorunundan şikayet edip duruyoruz ya…

Bana göre bu eskimiş bir ezber.

Büyümek için dış kaynağa bağlı olmak, kaynakları nasıl kullandığımıza dair sorun.

Misal 3 yıl önce Dünya Bankası’ndan gelen 500 milyon $’lık KOBİ destek paketini ne yaptık dersiniz? 

Batasıca zombileri yüzdürmeye harcadık.

Oysa o parayı; rüştünü ispat etmiş yazılımcı gençlere verseydik ne olurdu?

Olacağı şuydu: Bize küresel boyutta pek çok şirket ve ürün çıkarırlardı.

Peki, bu gençlere inanmıyor muyuz?

Daha yakın geçmişte 1.8 milyar $’lık iş çıkardılar. 

İnanır gibi yapıyoruz ama asla inanmıyoruz.

Dikkat edin; gençlerin önünü açmak laflarını o kadar sık etmemize rağmen, kaynakları gençlere değil betona gömüyoruz.

Ahbap-çavuş kapitalizmi ile varılacak nokta, orta gelir tuzağıdır ve biz de zaten bu inançsızlıkla tuzağın içinde patinaj yapıyoruz. 

Çare? Gençlere inanırmış gibi yapmak yerine, gerçekten inanmak

Betonu tercih edersen bu olur, yazılımı öncellersen zengin olursun

  BAŞARILI GENÇLERİ EDEN DESTEKLEMEYİZ?

DEVAMINI OKU

Nerede o eski günlerim…

GEÇMİŞE ÖZLEMİN 5 GEREKÇESİ

1-Bugünün bunaltıcı sorunları

2-Yeni an üretememe

3-Eski anılara kaçış

4-Bugün; zihnin gurbeti

5-Geçmiş; zihnin sılası

İnsanın anayurdu çocukluğudur.

Günde mutluluk zorsa onu dünde arar insan.

Şu günlerde geçmişe doğru giden bir otobüs kaldırsalar acaba kaçımız ilk yolcusu olurdu?

Geçmişe olan bu özlem, geçmişi unutamamaktan mıdır yoksa bugünün dertlerinden sıyrılıp geçmişe kaçmak mıdır?

İnsan neden geçmişe özlem duyar?

Yaşamış olduğu güzel anlar için olabilir.

Fakat bugün yaşadığı olumsuzluklardan bunalmıştır.

İnsan zihni kendini sağlıklı tutma adına geçmişin kötü anılarını unutma eğilimi gösterir.

Bu zihindeki pozitif anı ayrımcılık, geçmişi bize sığınılası zihin rahimi yapar.

Oraya kaçar ve günün hay huyundan uzaklaşırız. Bu; anlaşılabilir bir şeydir.

Fakat bir toplum sürekli geçmişe özlem duyuyorsa, bugüne dair sorunları tahammül sınırına gelmiş demektir.

Ya değer üretemiyordur ya da bugünkü dertleri, ona bir yarın vaat etmiyordur.

Sürekli geçmişiyle övünenler, patatese benzer; iyi tarafları toprağın altında kalmıştır.

Bize gelince; daha iyi bir yarın uğruna dünü geride bırak ama asla inkar etme.

Zira dünümüz, ondan bir önceki günün yarınıydı.

ŞU GÜNLERDE GEÇMİŞE ÖZLEM DUYUYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Hayati kararlar öncesi

İSTİHARENİN 5 ADIMI

1-Önce ÇOK kişiyle konuşursun.

2-Sonra AZ kişiyle tartışırsın.

3-Nihayet TEK başına karar aşamasına gelirsin.

4-Niyet eder üzerinde uyursun. 5-Uyandığında kendi kararın oluşur

Hayati kararları almadan önce…

1-ÇOK kişiyle konuş, 2-AZ kişiyle tartış ve 3-TEK başına karar ver.

Çok kişiyle konuşup, ham bilgi toplarsın.

AZ kişiyle tartışır bu bilgilerden alternatif görüşler elde edersin.

(istişare) ve nihayetin TEK başına karar vereceksin.

İş dünyası da istihare kullanır.

Adına istihare değil; “üzerinde uyumak” diyerek…

Misal çok önemli bir yatırım kararı öncesi, çok kişiyle saatlerce, günlerce hatta haftalarca tartışılır, bilgi toplanır, araştırma yapılır, sunum hazırlanır.

Sonrasında karar haftası gelir, çatar…

AZ kişiyle (genelde yönetim kurulu ve danışmanlar) müzakere eder, 360 derece değerlendirmeler yapılır.

Sonra şu karar alınır; 2 gün üzerinde uyumak…

Ve karar toplantısında herkes, nihai fikrini açıklar; evet ya da hayır.

Yapalım veya yapmayalım.

Kabul veya ret

Neticede istihare, İnsanın içindeki bilgeliği açığa çıkarmak ve kararları daha nitelikli hale getirmek için neden kullanılmasın ki?

Hayırlı istihareler…

HAYATİ KARARLARIN SANA İLHAM OLMAZ MI?

DEVAMINI OKU

Gayretin kaderindir

5 KADER MAZERETİ

1-Suçlu değil kader mahkumuyum.

2-Gayretsizim; kaderim böyle.

3-Kaderim beni güldürmedi.

4-Kaderimde çalışmak yokmuş.

5-Kötü kadere kahpe felek diyorum.

Her insanın tercihi kaderini hazırlar.

Bir dönem kader mahkûmlarına mektup taşıyıp durdu bizim muhtarımız.

Çok ağır değil’ derdi yüküm.

Gidiyorum veriyorum mektupları işte…’

Ordan gelince yorulurdu ama.

Yaşlı köy evinde “Kader böyleymiş neyleyim” sözü ile başlayan türküleri her okuyuşunda yaşarırdı belli belirsiz.

Kader; Arapça ölçme kökünden gelmektedir.

Bir şeyi ölçülü yapmak, ölçü koymak demektir.

Kader Türkçede alın yazısı olarak kullanılır.

İmanın altı şartından biri olan kaderi inkar etmenin kişiyi dinden çıkardığına dair ehli sünnet alimlerinin ittifakı vardır.

Kader çoğu zaman rastgele atış yapılan bir hedef tahtası gibidir.

Kader” utansın atışı, bilgisizliğincahilliğinbeceriksizliğin hedef tahtası olmuştur.

Planlamayan, programlamayan zamanı gelir köşeye sıkışır “kader” der.

Hayat öyle düz bir çizgiden ibaret değildir. Eğrilir bükülür

İşte bu zeminde kendine yer bulan kader gayrete aşıktır.

Her insan kendi kaderini kendi gayreti ile hazırlar.

Ya da kahpe kader diye kızar…

EYLEMSİZLİĞİNİ KADERE MI BAĞLIYORSUN?

DEVAMINI OKU

Kelle mi dolu kafa mı?

KELLE İLE KAFANIN 5 FARKI

1-Kelle fiziksel ifadedir

2-Kafa, beyni tanımlar

3-Kelle hayvanda da var

4-Kafa, akıllı insanda mevcut

5-Kelle doluysa kafa olur

Kafalı olmaya bak.

Kellenin varlığına fazla güvenme…

Platon; “boş bir kafa; şeytanın çalışma odasıdır” der.

Kastettiği kafa ile kellenin ayırtıdır aslında.

Kelle fiziksel büyüklüğü işaret eder.

Ancak o kelleyi bilgibeceri ile doldurmamışsan, şeytan oraya yerleşir ve bedeni zora sokacak her türlü kararı kendisi alıverir.

Boş kellenin yaratıcılığı yoktur ama dolu kafanın vardır. Her kafa, fikir fabrikası olabilir.

Ziya Gökalp, üç farklı kafadan söz eder; 1-depo kafa (kelle); aldığı her uyarı veya bilgiyi depolar durur. 

Malümatfuruş dedikleri kafa türüdür.

Nokta enformasyonu taşır ama bilgiye dönüştüremez.

2-Antrepo kafa; 5 duyu ile topladığı her şeyi, işlemeden konuşma veya hareketleriyle bir başkasına nakleden (baş) davranışı gösterir.

Medya veya veri merkezlerinin işlevini görür.

3-Fabrika kafa; beş duyuyla aldığı her veriyi işleyen, ondan yeni fikirler, katma değerler üretendir.

Gerçek kafa; işte budur. N

eticede kafa, seni hayatta anlamlandıran, baş; seni yönlendiren, boş kelle ise bedeninin taşıdığı yüktür.

OMUZLARININ ÜSTÜNDE TAŞIDIĞIN HANGİSİ?

DEVAMINI OKU