Şirket duvar yazıları

KURUMSAL MUSKALAR KURUMUNU KORUMAZ
“Vizyon-Misyon-Değerler” tabelaları asmaya gösterdiğimiz DİKKAT kadar, bunları benimsemek için RİKKAT göstersek?
Dikkat AKLIN odağı, rikkat ise KALBİN odağıdır.

Kim yazıyor bu yazıları duvara; bilinmez… ‘Vizyon –Misyon-Değerler’ diye başlamıyorlar mı, kanım tepeme çıkıyor. Kurumda hangi yönetim katına çıksan, duvarda aynı şeyler; Vizyonumuz… Misyonumuz… Değerlerimiz

Üçü bir arada kullanılınca kurumsallaşmaya iyi geldiğini filan sanıyoruz. Batılı; ‘guru’lar öğütlemiş biz de yazmışız.

Bize misyon da lazım. Yeter mi? Yetmez; ‘değerlerin’ yoksa değerin de yok. O halde şirket duvarına KDV levhası gibi Değerlerimiz layihası şart(!) İnanmasak, umursamasak da…

Dürüstlük pek revaçta, müşteriye saygı da öyle… Çalışan memnuniyeti, sosyal sorumluluk gibi hikmetli lafları da alt alta yazdık mı, kurumsal muskamızı artık duvara asabilir miyiz? Asarız tabii; kim tutar bizi.

Oysa kendimize ait olan özdeğerlerimizi dikkate alsak, duvarlarımızı; ondan bunda apardığımız muskalarla doldurmasak? İçselleştirmediğimiz emanet sloganlarla kurumsallaşmanın olamayacağı gerçeği ile yüzleşsek ve inandıklarımız üzerinden yürüsek?

   SLOGANLAR ŞİRKETİ KURUMSALLAŞTIRIYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

ELTİKRASİ yönetimi

ŞİRKETİNİZ, AİLENİN OYUN BAHÇESİ OLMASIN
Sadece eltiler, görümceler değil, damatlar, bacanaklar, yengeler, şirketin yönetiminde söz sahibi olunca; o şirket kurumsallaşamıyor ve uzun ömürlü olamayıp batıyor.

Hayır; yanlış yazmadım ve bu başlığın elitokrasi (seçkinler yönetimi) ile alakası yok. Bu; daha ziyade bizimle ilgili

1 milyon 300 bin KOBİ’mizin ‘uzun yaşamayışının’ baş sorumlusu… Kurumsallaşamayan aile şirketlerimizin can düşmanı… Kapanan firmaların ekseriyetinin ölüm sebebi

Aslında elitokrasi; bir ulus içinde halktan, gerçeklerinden kopuk yaşayanların yönetim iştahı diye tanımlanırsa, eltikrasi de benzer dinamizme dayanıyor; şirketin piyasa gerçeklerinden ve iş hayatından kopuk bir grup insanın (eltiler ve yengeler, damatları, gelinleri de katabiliriz), aralarındaki yıkıcı rekabetle aile şirketini krize sokmaları.

Son 10 yılda kurulan her 10 şirkete karşılık 4 şirket kapandı; Sebep; ‘kardeşler kavgası.’ Peki, bu kardeşler neden geçinemez? Çünkü KOBİ kurumsallaşmamıştır. Elti- gelin savaşları, ortakları birbirine düşürmüş, hanede kalmayan huzur, şirketi kapanmaya sürüklemiştir.

Eltiler şirketi nasıl yönetiyor dersiniz? Eşine sorusuna bakın;

       SEN NEDEN ABİNDEN ERKEN İŞE GİDİYORSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Gölgelerin gücü adına

BIRAK GÜNEŞ İÇERİ GİRSİN
Daha şeffaf yapılar,
hesap verebilirlik,
kurumsal yönetişim…
İhtiyacımız bunlaradır.
Belalar, gölge karanlığını sever.
Gerçeğin ışığına yol aç ki gölgeler yeşermesin.
#korona kötülükleri sana ulaşamasın.

Dostoyevski’nin ilginç bir duası vardır; “Allah’ım bana baş edemeyeceğim bir şey vermeyeceğini biliyorum. Sadece bana bu kadar güvenmeseydin diyorum.”

Baş edip edememe gücüne dair kaygı değil de maliyetine, ancak böylesi güzel vurgu yapılırdı. Kurumun ilk yıllarında baş edebildiğiniz dertler, büyüme sürecinde dönüşecek, belalar da ölçek değiştirecektir.

Bu dertlerin terazisi, diğer kefedeki talip olduğunuz güçle eşleniktir. Yolsuzluk, rüşvet, irtikâp ve benzeri belalar, her iklimde, her inanç sisteminde, her coğrafya ve gücün geliştiği her yapıda var olagelmiştir.

Tedbiri alınmadıkça büyümüş, ülkeleri, kurumları helak etmiştir. Bunların özrü olmaz. Risk gerçekleşir, tedbir devreye girer ve bir sonraki aşamada bu kirlenme, daha yüksek standartlı düzenlemeleri mutlaka davet eder.

Kayıp yılları hatırlıyorum; 1990’larda bu gerçeği en uzun yoldan öğrendik. Maliyetini 2001 kriziyle herkes ve her kesim ödedi. Şimdi korona var ve gölgelerin gücü devrede…

  KENDİ GÖLGELERİNDE YAŞAMAK ZORUNDA MISIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU