Sanal dünya 10 emri

SİBER FELAKETZEDE OLABİLİRSİN

Zenginliğimizi bilgisayarlara emanet ettiğimiz;

işlerimizi sanala taşıdığımız bu dünyada,

ayakta kalabilmek için adeta EMİR mahiyetinde

10 temel tedbir öneriyorum.

1-PARANOYAK OL: Güvenlik sorunu bilincinde ol. Her an her yerden bir saldırı gelebilir. Nitekim sıkça geliyor da…

2- KİLİT TAK: Kapını kilitle ki korsanın başını belaya sokma. Güvenliğin için yatırım yap. Maliyetin 9’da 1’i kadar.

3 –YABANCIYA DİKKAT: Gönderenini tanımadığın belge dosyayı, programı asla kabul etme. Haini hanene sokma.

4- RÖNTGENCİ OLMA: Çalma kapıyı, çalarlar kapını. Sırça köşkte oturanlar başkalarına taş atmamalı.

5-TEMİZLİK İMANDANDIR: Sıkça bilgisayarını temizle.

6-KOPYALA:Servetini her gün kopyala ki felakette kazan.

7- BEKÇİ TUT: Güvenlik yazılımlarını deneme, satın al.

8- SIRDAŞIN OL: Her sırrını bilgisayarınla paylaşma. İki arasından çıkan, sır değildir. 2 ise 2 kişi değil, 2 dudağın…

9-SİGORTALA: Verilerini, sistemini sigortalamayı dene.

10- DUA ET: Siber evrende güvenlik yok. Yalnızca fırsat ve tahdit var. Önce tedbir al sonra tevekkül et. Ve bir hackerin (siber şeytan) şerrinden korunmak için dua et.

  KALENE TRUVA ATI SOKMUŞ OLMAYASIN SAKIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Seni yarattım ya…

BAYRAM; YOKSULLARA DA GELİR
Bizler; ‘yardım edilmiş yoksullar’ değil,
‘giderilmiş yoksulluk’ istemeliyiz.
Bizler; biriktirdiklerimizle değil,
Paylaştıklarımızla yoksulluğu yenebiliriz.
Bugün yoksulla bayramı paylaşsak…

Adamın biri karlı bir kış günü, son model arabasıyla giderken camına yaklaşan bir kız çocuğu görür.

Ayakları çıplak kızın soğukla nasıl baş edebildiğini ve hayatta kalabildiğini  merakla, içi sızlar.

Tam da bir şeyler yapacakken, yeşil ışık yanar ve gaza basar. Ama vicdanı kırmızı ışıkta kalmıştır;

‘-Allahım; bu yoksullar neden var ve yoksullara yardım için neden bir şeyler yapmıyorsun? Ve içine o anda bir ses ilham olur; ‘Seni yarattım ya!

Hayırseverlerimizi özenle ayrı tutarak diyorum ki; Yoksullarımızı görmezden geliyor, iş ve aş vermiyor, önemsemiyor, ‘hâlin nicedir?’ diye sormuyoruz.

Halbuki bize; ‘komşusu aç iken uyuyan bizden değildir’ demişlerdi. Zekât kurumumuz vardır. Fitre vardır. Bayram sadece bizlere değil yoksula da gelir.

  BAYRAMDA YOKSUL İÇİN NE YAPACAKSIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Karar verirken dikkat!

HIZLI ve SEZGİSEL Mİ? YAVAŞ ve DİKKATLİ Mİ?
Kararlarını alırken nasıl davranırsın?
Anlık alınan kararın doğru olduğuna emin misin?
Acaba biraz daha düşünsen, aynı kararı mı verirdin?

Karar verirken nasıl davranırsın? İçine o an ne doğarsa mı yoksa düşünüp dikkat ederek mi? Çoğu kez her iki yolla da…

Bizler, sezgisel olarak doğru kararı aldığımıza inanırız. Dürtüsel kararlar iyi olabilse de her zaman öyle değillerdir. Düşünce tarzımızı başlıca 2 türlü tanımlamak mümkündür;

1-Hızlı ve Sezgisel, 2- Yavaş ve dikkatli… Örnek verelim;

1 kahve ile 1 kurabiye; birlikte 1 lira 10 kuruşa satılıyor. Kahve; kurabiyeden 1 lira daha pahalıdır. O halde kurabiye fiyatı nedir? Çoğu insan hemen 10 kuruş olduğunu söyler. Bu, hızlı ve sezgisel karar verme sürecinin neticesidir.

Ancak problem üzerine daha dikkatli düşününce; doğru cevaba ulaşılabilir. Kurabiyenin fiyatı; aslında 5 kuruştur.

Siz yine de hızlı ve sezgisel verdiğini kararlardan fazlaca emin olmayın ve bir kez daha gözden geçirin. Göreceğiniz; bazı şeylerin dikkatinizden kaçabildiği olacaktır. Sezgisel kararlar bize zaman kazandırsa da hata riski barındırırlar. Dikkatli davranmak, yavaşlatacak ama hatayı azaltacaktır.

 SEN KARARLARINI ALIRKEN NASIL DAVRANIRSIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kamu Spotu 1 yaşında

KAMU SPOTUNU SİZCE NASIL GELİŞTİREBİLİRİM?
Tam 1 yıldır her sabah kamu spotları ürettim.
Kısa ve öz olsun istedim.
Bu sürede çok fazla tepki aldım.
Beğenen de oldu eleştiren de.
Acaba daha iyisi için ne yapmalıyım?

Geçen yıl 26 Temmuz’da başlattığım spotlar, birinci yılını doldurdu. Bu sürede her sabah kamu spotu ürettim. Günlük hayatta karşılaşılan tehditlere dikkat çekmeye çalıştım. Fırsatlara işaret ettim. Kamuya, özel sektöre, yöneticiye, yönetilene ve ziyadesiyle kendimize dair konuları işledim.

Kriterim şu oldu; yazdıklarımın hayatta karşılığı olmalı ve bir fayda üretme iddiası bulunmalı… Bazı kamu spotlarım çok fazla ilgi gördü, paylaşıldı. Bazı kamu spotlarımla tenkit edildim. Bazıları için alkışlandım. Ancak eleştirileri daha çok benimsedim.

Zaten 1 yılda günde en az 1 saatimi alan bu kısa yazılar, beni de eğitti. Hayatımda deneyimlemediğim hiçbir şeyi; kamu spotu yapmadım. Genel geçer ezberlerden kaçındım, ihtiyaç avcılığı yaparak dert edilesi sorunların ve peşinden koşulası cevapların arayıcısı oldum.

Öğrendim ki başarı; sabır, sebat, süreklilik, iyi niyet ve samimiyet ile geliyor. Fayda üretmenin kısa yolu yoktur. İnandığın şeyi aktardığında ise mutlaka onu dikkate alanlarımız olacaktır.

        KAMU SPOTU SİZE YARARLI OLABİLİYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Gülümsemeyi unutma :)

TEBESSÜM; KANA EN HIZLI KARIŞAN İLÂÇTIR
Dünyanın en güzel hissi, birinin yüzündeki gülümsemenin sebebi olduğunu bilmektir.
Gülerken dahi ağlayacağını düşünüp surat asanlardan olma sakın.
Maliyeti sıfır, değeri sonsuz.

Herkesin kendine has hüznü olsa da gülümseme; her dilde her insanda aynıdır. ‘Güler yüzlü olmayan bir kişi dükkan açmamalıdır’ der Konfüçyüs. Herkesin seni sevmesini istiyor isen; gülümse 🙂 Suratı sirke satanın etrafına yaydığı kötü enerjiyi bütün canlılar fark eder.

Somurtmayı adeta yüzüne yapıştıran insandan uzak durulur. Bir tebessümü insana çok görenler ile çalışmak zordur. Üstelik güzel bir gülümseme, karanlık eve giren güneş gibidir. Sadece seni değil, evdeki herkesi aydınlatır.

Bizler mutlu olduğumuz için gülmeyiz, güldüğümüz için mutluyuz ve tebessüm mutluluğu; diğerine aktarmanın en doğal yoludur. Üstelik bedava

İnsan yüzü somurturken 46 kası kasar, gülümserken sadece 16 kası harekete geçer. Bu yüzden gülmek, somurtmaya göre daha az yorucudur. Öyleyse diyorum ki bol bol gülümse. Hem parasız hem de bedeline paha biçilmez.

Gülmesini bilenler sorunlara sağduyulu, sağlam düşünce ve kültürlü bir gözle bakabilmelerini sağlayan sihirli anahtar sahibi olmuşlardır.

   NEDEN GÜNE GÜLÜMSEME İLE BAŞLAMIYORSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Yol versen ölür müsün?

SOL ŞERİT KENELERİ YOL VERİN Kİ GİDELİM
Trafikte; önü açıkken sol şeride yerleşenler…
Şeride yapışıp akışı engelleyenler;
Önünüzdedirler; ne yol verirler ne sinyal…
Sistem onları korur ve siz çaresizsinizdir.

Kentlerde trafik zaten ömür törpüsü… Bu yetmezmiş gibi trafik kurallarını hiçe sayıp fazladan sorun çıkaranlar var.

Sık şerit değiştireni mi dersin, sinyal vermeyeni mi yoksa makas atarak can güvenliğini tehlikeye sokanı mı saysam?

Aracından dışarıya çöp atanı, müziğiyle yandaki aracı dahi bizar edeni, kırmızı ışığa aldırmayanı ve daha nicelerini…

Benim en çok şikayet ettiğim; yoğun  trafikte sol şeride yerleşip yavaş giden sürücülerin bencil akılsız tutumudur.

Zaten geç kalmışsınız ve sol şeritten gidiyorsunuz. Bu, en hızlı olması gereken şeritte trafik yavaş ilerliyor zira  bir bencil, duyarsız ve yolla ilgisini kesmiş sürücü, önünüzdedir.

Selektör, korna, fark etmiyor. Orta şeritten giden araçları sürekli önüne alıyor, risk oluşturuyor. Şikâyet mi? Sistem, trafikteki bu haydutlardan yana. Şikayet etsen sistem seni değil onları koruyor. Uyarı? Size saldırır, tehdit ederler.

Çare? ‘Eğitim şart’ diyenlere sesleniyorum; bunlar eğitilmez çünkü uygarlık talepleri yok ve trafik kirleticileridirler.

   TRAFİK KURALINA UYMAK NEDEN BU KADAR ZOR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Güzel şeyler de oluyor

AKLIMIZI KARARTMAYALIM
Her büyük kriz, beraberinde büyük değişimleri getirir.
Zihin neye hazırsa, başa o geliyor.
Sağlıktan ekonomiye hayatta yenilikçi adımlar atacağız.
Yeter ki #korona ufkumuzu karartmasın.

Her ne kadar da sıkıntılı günler geçirsek de iyi haberler var.  Salgında; kendi projelerinden vazgeçmemelerinin sonuçlarını görüyorum. Zaman zaman dumur olsak da vazgeçmemenin önemini anlıyorum.

Bazen enerjimiz tükeniyor. Üst üste gelen olumsuz haberler, artık ‘hiçbir şey olmaz’ açmazına götürüyor insanı. En dip noktalara geliyoruz. Ama sonra bir güneş doğuyor ve o güneşin altında ışıkla yıkanıyorsunuz.

İşte bu nedenle algımızı; var olan sıkıntılara değil, attığımız küçük ama başarılı adımlara açmalıyız. Bizler minik de olsa kendi adımlarımızla yürürken hayat olmadık mucizelerini saçacaktır.

Hayatlarına çiçekler ekenlerin; o çiçeklerin kokularıyla sabahlarını aydınlattığını izliyorum. Ülkemiz sıkıntılı bir süreçten geçebilir. Bir süre bizler de evlerden çıkamayabiliriz. Ben akıbetin aydınlık olacağını düşünüyorum.

Her büyük sıkıntı, aşılacak büyük problemlerin yıkılarak çözülmesini de sağlar. Türkiye’nin Koronavirüs krizinden en az etkilenerek çıkacak ülkelerden olacağını düşünüyorum.

          SENİN HAYATINDAKİ GÜZEL ŞEYLER NELER?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Hepimiz aynı gemideyiz ama…

FEDAKÂRLIK PAYLAŞIMI;
FEDA sana KÂR bana olmasın.
Fırtına tekneyi salladığında;
1’nci sınıftaki yolcuların söylemidir;
‘Hepimiz aynı gemideyiz.’
Aynı gemideyiz de güverte yüzü göremeyen ne yapsın?

Bu kelimelerle başlayan cümleyi genelde kaptan köşkündeki yöneticilerden duyarız. Genelde 1’inci sınıf yolcularının batmaya yakın yaptığı çağrıdır.

Cümle böyle başlıyorsa bil ki senden FEDAKAR olman istenecektir. Şüphesiz hepimiz aynı gemideyiz ama… Devamı gemideki yolculardan gelsin;

Hepimiz aynı gemideyiz ama siz sürekli güvertedesiniz.

Hepimiz aynı gemideyiz ama siz farklı göğe bakıyorsunuz.

Hepimiz aynı gemideyiz ama servis edilen yemekler farklı.

Hepimiz aynı gemideyiz ama kürek çeken hep biz oluyoruz.

Hepimiz aynı gemideyiz ama tekne batınca aynı denizdeyiz.

Hepimiz aynı gemideyiz ama seni filikan bekler bizi simit.

Hepimiz aynı gemideyiz ama sizin masanızda olamıyoruz.

Hepimiz aynı gemideyiz ama buzdağını göremeyen sizsiniz.

Tamam haklısınız anladık; hepimiz aynı gemideyiz ancak;

     NEDEN BİZLER GÜVERTE YÜZÜ GÖREMiYORUZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

İstek mi ihtiyaç mı?

İHTİYAÇLAR SINIRLI İSTEKLER SONSUZDUR
İstek; deniz suyuna benzer.
Ne kadar çok içersen o kadar susarsın.
Hayattan ihtiyacın kadarını iste, ihtirasına gem vur.
Aksi halde salgın, isteklerini budayacaktır.

Korona bize eski ezberlerimizi gözden geçirmemizi sağladı.

İsteklerimizle ihtiyaçlarımızın birbirine karıştığını söyledi.

İnsanın ihtiyaçları sınırlı fakat istekleri sonsuzdur. Ekonomi, sınırlı kaynaklarla sonsuz istekleri karşılama sanatı sayılabilir. Beklentiyi istekler üzerine kurup, gayreti abartan insan, haddini aşabiliyor, gereğinden fazlasının derdine düşünce şirazesi kayabiliyor.

Nitekim küresel kriz birinci uyarıydı; ‘haddini bil, yoksa haddini bildiririm’ dedi. Ancak gereken dersi çıkarmadık. Ekonomi üzerinden anlatamayınca, hayat bu defa sağlık dilini kullandı, dünya genelinde 1 milyon insanı salgının pençesine düşürdü. Şimdi bizler evlerinde hapiste, isteklerini gözden geçirir olduk.

Fark ettik ki aslında ihtiyaçlarımız o kadar da fazla değil.

Oysa hayat bize istediklerimizi değil, ihtiyaçlarımızı verir. Sorun, bununla yetinmeyip, neredeyse ‘her şeyi’ istemek…

Salgın sürecinin uzamasıyla şunu daha iyi fark edeceğiz ki isteklerimizle ihtiyaçlarımızı ayırmamız şart. Aksi halde ihtiraslarımızı kurbanı olacağız.

BUNU İSTER MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Korona sonrası dünya

HANGİ GELECEK BAŞIMIZA GELECEK?
1-Barbarlığa geçiş mi?
2-Devlet kapitalizmi mi?
3-Radikal sosyalizm mi?
4-Paylaşımcı toplum mu?
SİZCE; Korona sonrası dünya, acaba nasıl şekillenecek?

Görünen o ki salgın sonrasında dünya bir daha asla eskisi gibi olmayacak. Ekonomiden sosyolojiye, işten yönetime dek her alanda kırılmalara, köklü değişikliklere tanık olacağız.

İnsanlık dramının henüz ortasında iken konuşulması erken ama korona sonrasında oluşacak dünya için 4 senaryo var;

1-Barbarlığa geçiş, 2-daha acımasız bir devlet kapitalizmi, 3-Çok radikal devlet sosyalizmi, 4-Karşılıklı yardımlaşma ve uzlaşmaya dayalı büyük bir topluma dönüşüm… Belki 5’inci farklı gelecek… Sizce hangisi daha muhtemel görünüyor?

Benim cevabım; 4 senaryonun da korona sonrası dünyada var olacağıdır. Her ülke kendi kültürel refleksi, sosyolojisi ve hiyerarşi anlayışıyla bu 4, belki de 5 farklı halin aynı anda var olacağına dairdir.

Bize gelince? Bunun cevabını kamu spotu okurlarına sormak isterim. Gönlüm her ne kadar 4’üncü senaryodan yana olsa da korona sonrasında ülkemi bekleyen yapı, nereye evirilecek?

Belki ‘aynı kalacak’ diyen olacaktır. Ama bu seçeneğin gerçekleşme ihtimali zayıf…

        SEN NASIL BİR DÜNYA HAYAL EDİYORSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU