Müze misin depo musun?

KÜLTÜRÜNÜ DEPOLAMA

ONU DÜNYAYA GÖSTER

Geçmişinle övünmek işin kolayı.

Zor olan; bunu dünyaya tanıtmak…

Müze bunun için var ama bizdeki anlayış;

tarihimizi kültürümüzü teşhir değil,

onu depolayıp, mümkünse herkesten saklamak…

Müzeler kültürün yalnızca gelecek kuşaklara aktarılmasını değil, aynı zamanda bütün dünyaya takdimin cisimleşmiş halidir. Evdeki özel koleksiyondan müzeyi ayıran, kültürü kurumsallaştırması ve kişiyi ziyaretçi haline getirmesidir.

Batı’nın ünlü müzeleri, kültürünü dünyaya takdim etmede ‘teşhiri’ ön planda tutar. O müzenin hangi nadide eseri barındırdığı kadar, o eserleri kaç kişinin anılarına kattığı da  önemlidir. Ancak bizdeki müzecilik anlayışı, ‘depo’ mantığındadır.

Tarihi eseri, mümkün olsa da insan eli ve gözü değmeden, bir sonraki kuşağa bırakma zihin yapımız yüzünden pek çok yerde fotoğraf dahi çektirmezler.

Misal Sümela Manastırı’nda cep telefonunuzu veya kameranızı çıkardığınızda ‘güvenlik’ tepenize dikilir. O eseri çalmak  için plan yapıyor muamelesi görürsünüz.

Topkapı’da cebime davrandım; ‘foto yok’ diye engellendim. Somali’deki müzede ‘buradan daha iyi özçekim olur’ tabelası vardı oysa…

Onlar kültürlerini tanıtmaya, bizler; depolayıp övünmeye meraklı…

          BİZDEKİ MÜZECİLER DEPO BEKÇİSİ MİDİR?  

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Farklılığın muhteşem tadı

AŞURE MUCİZESİ

Nuh’un Tufan sonrası gemideki farklı canlılara ilk çorbası.

Adem’in tövbesinin kabulü,

Yusuf’un kuyudan kurtuluşu,

Kerbelâ şehadetinin günü.
10 farklı tat ama asla farklı tatları karıştırmak değil…

Her biri kendi tadıyla güzel 10 farklı malzemeden Muharrem’in 10’unda pişirilmeye başlanan Aşure tatlımız…

Birinin tadının ötekini baskılamadığı, damağın her farklı malzemeyi hissedebildiği, tarihsel geçmişe sahip Aşure

Anadolu Kazanı gibi… Farklılıkların zenginliğiyle ufukların efendisi olan Osmanlı gibi. Her rengini, lezzetini, tadını hissettirebilmenin muhteşem mucizesidir Aşuremiz…

Ancak bu farklı tatları alıp mikserde karıştırmaya çalışanların ıskaladığı; ortada tat, lezzet kalmayacağıdır.

Bütün farklılıkları ortadan kaldırıp mikserde karıştırınca artık tat değil, sağlıksız kaloriden söz etmiş olursunuz.

Her biri farklı geleneği, müziği, folkloru ve hayat tarzını barındıran insanları tornaya sokup sıradanlaştırmak, zenginlikten fukaralık üretmektir. Çok büyük akılsızlıktır.

Anadolu gibi binlerce yıldır onlarca uygarlığın beşiği olmuş topraklarda, farklılıkların lezzetini hatırlatır bize Aşure…

Herkesi aynı kalıba sokup uygarlık fukarası yapmayı değil.

        SENDEN FARKLI OLANDAN BU KORKUN NEDEN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Şişik ego oyun bozar

EKOSİSTEM Mİ? EGOSİSTEM Mİ?
Biri sıkça ekosistem diyorsa, bunu diyenin egosuna bak.
Üretimi artırmak mı istiyor, egosuna meze mi arıyor?
Bizdeki ekosistem denemelerinin başarısızlığı altında işte bu egolar yatıyor.

Fikri; çilesini çekip üretmeyip, ondan bundan kopyalayan; sloganlara meraklı olur. Her moda kavramı alıverir ve içini boşaltıverir. Tıpkı ekosistem kelimesi gibi…

‘Batılı sözünü çok ediyor, başarıların altında bu kavram var. O halde biz de dilimize sakız edersek, bu iş tamamdır.’ Aslında değil. Ekosistem; bir bölgede bulunan, canlı, cansız varlıkların karşılıklı oluşturdukları sistemin adı….

Etkileşimle gelişen olgular sayesinde birlikte iş yapma, daha çok üretim, katma değer üretme. Eğer sistemin unsurları aynı yönde hareket etmez, bu birliktelikten bazıları bireysel kazanç sağlama kurnazlığını seçerse, en iyi tasarlanmış ekosistem dahi egosistem halini alır.

Nedir bu EGOSİSTEM? Nimeti alıp külfeti öteleme kurnazlığı… Sorunu kendi sorumluluk alanı dışına itme kolaycılığı… Ekosistemin değer üreten parçası olmak yerine kendi egosunu besleme aracı haline getirme ahmaklığıŞişirilmiş egolarla ekosistem kuramazsın.

Biri ekosistemden söz ediyorsa, egosuna meze arıyor olabilir.

  EKOSİSTEME GİRERKEN EGONU TERKEDER MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kamu Spotu 1 yaşında

KAMU SPOTUNU SİZCE NASIL GELİŞTİREBİLİRİM?
Tam 1 yıldır her sabah kamu spotları ürettim.
Kısa ve öz olsun istedim.
Bu sürede çok fazla tepki aldım.
Beğenen de oldu eleştiren de.
Acaba daha iyisi için ne yapmalıyım?

Geçen yıl 26 Temmuz’da başlattığım spotlar, birinci yılını doldurdu. Bu sürede her sabah kamu spotu ürettim. Günlük hayatta karşılaşılan tehditlere dikkat çekmeye çalıştım. Fırsatlara işaret ettim. Kamuya, özel sektöre, yöneticiye, yönetilene ve ziyadesiyle kendimize dair konuları işledim.

Kriterim şu oldu; yazdıklarımın hayatta karşılığı olmalı ve bir fayda üretme iddiası bulunmalı… Bazı kamu spotlarım çok fazla ilgi gördü, paylaşıldı. Bazı kamu spotlarımla tenkit edildim. Bazıları için alkışlandım. Ancak eleştirileri daha çok benimsedim.

Zaten 1 yılda günde en az 1 saatimi alan bu kısa yazılar, beni de eğitti. Hayatımda deneyimlemediğim hiçbir şeyi; kamu spotu yapmadım. Genel geçer ezberlerden kaçındım, ihtiyaç avcılığı yaparak dert edilesi sorunların ve peşinden koşulası cevapların arayıcısı oldum.

Öğrendim ki başarı; sabır, sebat, süreklilik, iyi niyet ve samimiyet ile geliyor. Fayda üretmenin kısa yolu yoktur. İnandığın şeyi aktardığında ise mutlaka onu dikkate alanlarımız olacaktır.

        KAMU SPOTU SİZE YARARLI OLABİLİYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Lâf değil iş üretelim

ÇALIŞTAYIP DURMA, ÇALIŞMAYA ÇALIŞ
Korona, webinar kelimesini hayatımıza soktu.
Bedenimiz evde fikrimiz orta yerde konuşup duruyoruz.
İyi de bunca çalıştayda hangi fikri olgunlaştırıyor, ne değer üretiyoruz?

Lâfla peynir gemisi yürür mü? Ben görmedim ama deneyeni gördüm. Özellikle bedeni mekâna hapseden ama sözlerimizi ortalığa saçan salgın sürecinde, çok fazla lâf üretir olduk.

Bir modadır gidiyor. Falanca arama konferansı, filanca çalıştayı, ortak akıl toplantısı, hele ki çalıştaylar; ortada kayda değer eylem yoktur, eylem süsü verilmiş beyhude gayretler vardır.

Yabancının workshop dediği, bireylerin  ortak konu üzerinde çalışmalarını, düşünmelerini sağlayan  uygulamalı bilimsel öğretim tekniğinin adı bu. Katılımcıları konuya dair seçilir, problemi tanımlar ve bulunan çarelerin  uygulanmasına yönelik sonuç; raporlanır.

İyi de yüzlercesine katılan biri olarak ne sonuç gördüm ne de uygulamaya geçen çözüme tanık oldum. Arama konferansı, ortak akıl seansına ne demeli? Günün sonunda neyi aradığını unutuyor, ortak  akıl denilen; vasat çalışmaz bazı fikirler ile kala kalıyorsun.

Zamanımıza yazık değil mi? Kitlesel kaytarma yöntemi…  Çalışır görünüp değer üretemeyiş olmamalı çalıştaylar…

     SONUÇ ALDIĞIN ÇALIŞTAY HATIRLIYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Korona evcilleştirdi

EVİM EVİM GÜZEL EVİM
Sokağa çıkma kısıtlaması ve evden çalışma;
bizlerin dikkatini evlerimize çevirdi.
Meğer aşçı temizlik meraklısı film müptelası imişiz.
Salgın bitse de bazı alışkanlıklarımız sürecek gibi.

Evde kaldığımız bugünlerde en çok çalıştık. Kalan zamanda dizi izledik, aşçılığımızı ve temizlikçiliğimiz konuşturduk.

Ayda1ERA tarafından 25-28 Mayıs arası iş dünyası temsilcileriyle online yapılan araştırma sonuçları, Covid-19 günlerinde şunları ön plana çıkardı;

Evden çalışmacılık; %72,

Dizi izlemeciliği; %43,

Aşçılık, Temizlikçilik; %39,

Film izlemeciliği; %31,

Hızlı market alışverişçiliği; %29,

Sanal sohbetçilik; %27,

Eşya ayıklamacılık; %23,

Boş oturuculuk; %18,

Online sporculuk; %17,

Bahçıvanlık; %12, Pastacılık; %10,

Kuaförlük; %9,

İşten çalışmacılık; %8,

Yazarlık; %7,

Puzzlecilik; %7,

Ana okulu öğretmenliği; %7,

Öğrencilik %6.

Görünen o ki; korona bizi evcilleştirmiş. Özellikle sokağa çıkma kısıtlaması olan illerde evde zaman geçirme zorunda kalınca, ev hayatının her alanında farkındalığımız arttı.

Bu virüsün etkisi azalmaya başlamasıyla kendimizi dışarıya attığımız da bir gerçek. Ancak virüs salgını geçtiğinde eve dair bazı davranışların kalıcı olacağını söylemek mümkün…

         SENİN HANGİ ÖZELLİĞİN ÖN PLANA ÇIKTI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

AVM serbest sahil yasak

KAPALI ALANLAR AÇIK
AÇIK ALANLAR KAPALI
#Korona salgınına karşı fiziksel mesafe kuralını anlıyoruz.
Ancak AVM serbest iken;
orman, bisiklet, sahil yasağını anlamak mümkün mü?

Fiziksel mesafe, hayatımızın gerçeği haline geldi. Covid-19 virüsünün yayılmasını önlemek için herkesin ve her kesimin bu mesafeye riayet etmesi şart. Zaten konulan kurallar ile buna özen gösteriliyor, uymayanlar cezalandırılıyor.

İyi de bazı tutarsızlıklar söz konusu. Kapanan ekonomiler giderek açılıyor. Alışveriş merkezleri, kontrollü olarak ziyaretçileri kabul edebilirken, sahiller hala yasak. Bunun mantıklı bir açıklaması olmalı. Ben bulamadım.

Sosyal mesafe dediğimiz aslında fiziksel mesafe, AVM’lerde daha büyük sorun iken onlara serbesti getirilmiş ama gezinirken kişi başına daha  fazla alan bırakan sahiller hala yasak kapsamında kalmış.

Oysa bizim korona sürecinin getirdiği kısıtlardan kurtulmak için açık havaya ihtiyacımız var. Deniz kenarı, bisiklet yolu, orman yürüyüşünü yasak kapsamında tutup, insanların çok fazla yoğunlukta bulunabildiği AVM’leri serbest bırakmak, hijyen ve sosyal mesafe mantığına ters gibi görünüyor.

Acaba bizim bilmediğimiz mantıklı bir sebebi mi var bunun?

        SAHİLDE Mİ DAHA GÜVENDESİN, AVM’DE Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sanal toplantı adabı

HERKES CANLI YAYINDA
Evden çalışma bize sanal toplantı davranışı kazandırdı.
İnternet kullanarak seminer, eğitim, ders, sunum çağına girdik.
Hepimiz bu tarzın adabını öğreniyoruz.

Korona sürecinde hayatımıza yeni alışkanlıklar girer oldu. Sanal toplantılar, bunların başında geliyor. İster evinden çalışan biri ol ister bir patron; uzaktan yüz yüze görüşme yapma ihtiyacını, sanal toplantılar yaparak karşılıyorsunuz.

İnternet üzerinden düzenlenen seminer tele konferans gibi eylemlere; webinar deniyor. Ağ üzerinden seminer anlamı taşıyan webinar için yığınca program var; Skype, Zoom gibi.

Sadece iş veya eğitim amaçlı değil, sohbetler de webinar üzerinden yapılıyor. Instagram, Youtube, Webex gibileri, bu amaçla üretilmiş programlar. Fiziksel mesafeyi böylece ortada kaldırabiliyorsun. Bedenin ekranın berisinde kalarak dilediğin yere gidebiliyorsun, Covid-19 tehdidi olmadan

Sanal toplantıların güzel tarafı; gerçeğinden daha kısa sürmesi… Zira daha uzunu için webinar programlarına para ödemelisin. İkinci avantajı, zamanı daha iyi kullanmamız. Çay kahve faslını geçiyor, doğrudan konuya odaklanıyorsun.

Birbirinin sözünü kesmemeyi, monolog yerine diyalog erdemini fark ediyorsun.

BUGÜN WEBİNARIN VAR MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Mahrumiyet ve tecrit

SAHİP OLDUKLARIN;
ASLINDA SANA SAHİPMİŞ
Varlık içinde yokluk çekiyor olmayasın?
Kalabalıkta yalnızlık çekmenin sebebi ne?
#Korona MAHRUMİYET ile hiçleşebilmeyi
TECRİT ile tekleşebilmeyi fark etmemizi sağladı.

Korona ile farkına vardığımız iki kavram. Her ikisi de bizim baş etmemiz gereken hal. Mahrumiyet, yoksunluk demek… Var iken ondan yoksun kalma hali…

Yoksulluktan farkı, elde var iken kullanmamak, ondan mahrum olmaktır…

Tecrit ise izolasyon veya hiçleşme demektir. Bir insanın dış dünyadan koparılarak kendi haline bırakılmasıdır. İlişkiden bulunduğu topluluktan çıkarmak, sosyal, ekonomik ve kültürel olarak yalnızlığa terk edilmektir.

Bunun yanı sıra kendisine veya çevresine  zarar verme ihtimali gösterenlerin ayrı bölüm içinde muhafaza edilmesini anlatır. Bu salgın sürecinde fiziksel mesafeyle tecridi, eve kapatılmakla pek çok haktan mahrumiyeti tattık.

Gördük ki arada ruhsal ve bedensel arınma gerekiyormuş. Her hak mahrumiyetiyle hayatımızdan olmuyor her tecritte ölmüyormuşuz.

Hatta bu durum ruha iyi geliyor, aslında ne az şeye ihtiyacımız olduğunu fark edebiliyormuşuz. Uzun sokağa çıkma yasağında belki de en güzeli, içimize doğru seyahati denemek olacaktır.

         KENDİ İÇİNE SEYAHAT ETMEK İSTER MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Evde zaman yönetimi

ZAMANIN TIK TIK’LARI
GÜDEN, YARATIKLARI…
Korona sürecinde günler mi uzadı?
Yoksa bize kalan zaman, fark edilir mi oldu?
Sokağa çıkma yasağında;
Boş zamanı yönetmeyi öğrenmek gerekiyor.

Korona bizim zaman algımızı farklılaştırdı. Sokağa çıkma yasağı, ‘bana kalan zaman’ ile ne yapacağımı sorgulatıyor.

Zamana hakim olanın kural koyduğu bir zamanda yaşıyoruz. Pek çok zengin insanın “zaman fukarası” olması, boşuna değil. Hayatın kalitesi üretimin verimliliği bu kavrama bağlı.

Tarım toplumunda zaman, “mevsim” en fazla “gün” demekti. Eski saatlerin yalnızca akrebe sahip olması boşuna değil. Daha sonra yelkovanı, 130 yıl önce de saniyeyi işin içine kattık. Zira zaman, giderek değerli hale gelmeye başladı.

Zamanı, farklı kültürler, farklı algılar. Örneğin İsviçre‘de bir toplantı, akreple yelkovanın belli bir rakam üzerine gelince başlar, başka bir rakama gelince biter. Oysa Orta Doğu‘da, randevulaştığınız gün bile buluşamayabilirsiniz de.

Türkiye, zaman yönetiminde ciddi sorunları olan bir ülke.

Hele ki salgın şartlarında, yönetmemiz gereken ne çok boş zamanımız olduğunu fark ettik. Öncesinde işe, okula gidiş, trafik vs. zamanımızı alıyordu. O da bize kaldı. Şimdi bize düşen boş zamanı yönetmek…

BOŞ ZAMANIN VAR MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU