İletişim özürlü olma

İLETİŞEMEYENLERDEN MİSİNİZ?

Ortalık, iletişim özürlüleriyle dolu.

Becerip adını dahi yazamayan…

Telefon numarasından onu tanımamızı bekleyen…

“Kimsiniz” diye sorunca küsen, alınan.

Meramını ifade edemeyen yığınlar…

Hayatımızda iletişim; hayati öneme sahip. Üstelik sağımız solumuz cebimiz evimiz iletişim araçlarıyla dolu. Böylesine imkan varken becerip iletişim kuramayanımız hayli fazla…

Cebine mesaj gelir; adını söylememiştir. Kendisi biliyor ya tüm evrenin de bildiğini sanacak kadar eblehtir. Sorarsın; ‘kimsiniz?’ diye; ‘tanımadın mı?’ diye alınganlık gösterebilir.

Peki ya işi iletişim kurmak olanlara ne demeli?

Kurumsal iletişim, PR firmasından mail gönderir, ya tarihi yazmaz ya da etkinlik yerini… Temsil ettiği kuruma dair bilgi sahibi değildir genelde…

Davetiye gönderir, üzerinde, adı, soyadı, adresi veya içeriği tam değildir.

Kurumlar, lütfen iletişim özürlülere kurumun iletişimini teslim etmeyin. Yazık size…

Geçenlerde bir WhatsApp mesajı geldi bana; ‘N’aber?’ diye. ‘Kimsiniz?’ diye sordum; ‘Ne o tanımadın mı?’ Foto koymuş; bir şempanze… Ben de ‘Özür dilerim fotoğrafından tanıyamadım’ diye yazdım. Küstü ve gitti. Meğer iletişimci imiş.

İletişim DİRİ ve DURU olmalı… Eblehlik değil…

      İLETİŞİMCİN, İLETİŞİM ÖZÜRLÜ OLMASIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sanal toplantı adabı

HERKES CANLI YAYINDA

Evden çalışma bize sanal toplantı davranışı kazandırdı.

İnternet üzerinden seminer, eğitim, ders, sunum çağındayız.

Hepimiz Chatab-ı Muaşeret öğreniyoruz.

Korona sürecinde hayatımıza yeni alışkanlıklar girer oldu. Sanal toplantılar, bunların başında geliyor. İster evinden çalışan biri ol ister bir patron; uzaktan yüz yüze görüşme yapma ihtiyacını, sanal toplantılar yaparak karşılıyorsunuz.

İnternet üzerinden düzenlenen seminer tele konferans gibi eylemlere; webinar deniyor. Ağ üzerinden seminer anlamı taşıyan webinar için yığınca program var; Skype, Zoom gibi.

Sadece iş veya eğitim amaçlı değil, sohbetler de webinar üzerinden yapılıyor. Instagram, Youtube, Webex gibileri, bu amaçla üretilmiş programlar. Fiziksel mesafeyi böylece ortada kaldırabiliyorsun. Bedenin ekranın berisinde kalarak dilediğin yere gidebiliyorsun, Covid-19 tehdidi olmadan

Sanal toplantıların güzel tarafı; gerçeğinden daha kısa sürmesi… Zira daha uzunu için webinar programlarına para ödemelisin. İkinci avantajı, zamanı daha iyi kullanmamız. Çay kahve faslını geçiyor, doğrudan konuya odaklanıyorsun.

Birbirinin sözünü kesmemeyi, monolog yerine diyalog erdemini fark ediyorsun.

BUGÜN WEBİNARIN VAR MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Açık büfe açgözlüleri

KAHVALTINI SERPME

Serpme kahvaltı; israftır.

Tabağına yiyeceğin kadarını koy.

Açık büfe yerine alakart sistemine geçelim.

Tabağında gıda bırakana bedelini ödetelim.

İsrafı büyütmek; dünyayı tüketmektir.

Genelde hafta sonu; eş dost aileyle kahvaltı yapmak, insana mutluluk verir. Masa donatılır, mideden ziyade göz doysun diye neredeyse kuş sütüne dek onlarca tabak masaya gelir.

Buna SERPME KAHVALTI diyoruz. Sırf gözümüz doysun diye serpme kahvaltı yüzünden çöpe giden gıda miktarını merak ediyor muyuz? Birilerim oturmuş hesap etmiş; Türkiye İsrafı Önleme Vakfı ve İstanbul Borsası, on milyarlarca liranın serpme kahvaltı yüzünden çöpü boyladığını bulmuş. Masaya serpilen her 10 tabaktan 4’ü çöpe giderken en büyük israf; zeytin, peynir, domates, tereyağı, reçel, yumurta, ekmek üzerinden gerçekleşiyor.

Özellikle hafta sonu gidilen kahvaltı mekanlarında, cazip kampanyalarla hazırlanan serpme kahvaltı menülerine dikkat edin; kahvaltı serpme olunca israf doruğa çıkıyor ve bunun 2 türlü zararı var; birincisi gıda israfı ki her gün yüzbinlerce çocuk, yatağa aç girerken bu israf niye?

İkincisi de sizin ödediğiniz kahvaltı faturası? Yazık…

   YEMEDİĞİN GIDAYA NEDEN PARA HARCIYORSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Toplantıya davet adabı

MÜHLET VERMEK HÜRMET GÖSTERMEK

Davet ettiklerinize sıkboğaz edip mühlet vermeden;

“toplantım var, atla gel” demek: terbiyesizliktir.

Bu; kibir göstergesidir, davetlilerinize saygısızlıktır.

Toplantı ve etkinlik düzenlerken davet ettiklerinize az mühlet tanımak, davet adabına uymaz. Davet için az mühlet vermek, sıkboğaz etmek, bugünden karar verip, yarın insanları toplantıya davet(!) etmek kabalıktır.

Eskiden bu daveti şirketler kendileri yapardı. Şimdi PİAR firması kullanıyorlar ve buna rağmen koca koca firmalar, ünlü insanlar, çoğu kez hayati önemde etkinliklerine misal; “yarına” davetiye çıkarabiliyorlar.

Herkesin yarını doluymuş, başka işleri varmış, onlar için önemli değildir. Zira ‘filan bakandan ancak olur gelmiştir’ patron ancak onay çıkarmıştır. Zaten insanoğlu nefesini tutmuş o daveti(!) beklemektedir.

Az mühlet, davet ettiklerinize hakarettir. Onların zamanına saygısızlıktır. Sizin aptallığınız, konuklarınıza karşı küstahlıktır.

Uygar toplumlarda short notice, büyük terbiyesizliklerden biri kabul edilir ve iş yapma kültüründe çok “ayıp” sayılır.

Davet verenin kalitesi, zamana gösterdiği saygıdan bellidir.

  ‘DAVETİM VAR ATLA GEL’ DEMEK; AYIP DEĞİL Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Müze misin depo musun?

KÜLTÜRÜNÜ DEPOLAMA

ONU DÜNYAYA GÖSTER

Geçmişinle övünmek işin kolayı.

Zor olan; bunu dünyaya tanıtmak…

Müze bunun için var ama bizdeki anlayış;

tarihimizi kültürümüzü teşhir değil,

onu depolayıp, mümkünse herkesten saklamak…

Müzeler kültürün yalnızca gelecek kuşaklara aktarılmasını değil, aynı zamanda bütün dünyaya takdimin cisimleşmiş halidir. Evdeki özel koleksiyondan müzeyi ayıran, kültürü kurumsallaştırması ve kişiyi ziyaretçi haline getirmesidir.

Batı’nın ünlü müzeleri, kültürünü dünyaya takdim etmede ‘teşhiri’ ön planda tutar. O müzenin hangi nadide eseri barındırdığı kadar, o eserleri kaç kişinin anılarına kattığı da  önemlidir. Ancak bizdeki müzecilik anlayışı, ‘depo’ mantığındadır.

Tarihi eseri, mümkün olsa da insan eli ve gözü değmeden, bir sonraki kuşağa bırakma zihin yapımız yüzünden pek çok yerde fotoğraf dahi çektirmezler.

Misal Sümela Manastırı’nda cep telefonunuzu veya kameranızı çıkardığınızda ‘güvenlik’ tepenize dikilir. O eseri çalmak  için plan yapıyor muamelesi görürsünüz.

Topkapı’da cebime davrandım; ‘foto yok’ diye engellendim. Somali’deki müzede ‘buradan daha iyi özçekim olur’ tabelası vardı oysa…

Onlar kültürlerini tanıtmaya, bizler; depolayıp övünmeye meraklı…

          BİZDEKİ MÜZECİLER DEPO BEKÇİSİ MİDİR?  

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Farklılığın muhteşem tadı

AŞURE MUCİZESİ

Nuh’un Tufan sonrası gemideki farklı canlılara ilk çorbası.

Adem’in tövbesinin kabulü,

Yusuf’un kuyudan kurtuluşu,

Kerbelâ şehadetinin günü.
10 farklı tat ama asla farklı tatları karıştırmak değil…

Her biri kendi tadıyla güzel 10 farklı malzemeden Muharrem’in 10’unda pişirilmeye başlanan Aşure tatlımız…

Birinin tadının ötekini baskılamadığı, damağın her farklı malzemeyi hissedebildiği, tarihsel geçmişe sahip Aşure

Anadolu Kazanı gibi… Farklılıkların zenginliğiyle ufukların efendisi olan Osmanlı gibi. Her rengini, lezzetini, tadını hissettirebilmenin muhteşem mucizesidir Aşuremiz…

Ancak bu farklı tatları alıp mikserde karıştırmaya çalışanların ıskaladığı; ortada tat, lezzet kalmayacağıdır.

Bütün farklılıkları ortadan kaldırıp mikserde karıştırınca artık tat değil, sağlıksız kaloriden söz etmiş olursunuz.

Her biri farklı geleneği, müziği, folkloru ve hayat tarzını barındıran insanları tornaya sokup sıradanlaştırmak, zenginlikten fukaralık üretmektir. Çok büyük akılsızlıktır.

Anadolu gibi binlerce yıldır onlarca uygarlığın beşiği olmuş topraklarda, farklılıkların lezzetini hatırlatır bize Aşure…

Herkesi aynı kalıba sokup uygarlık fukarası yapmayı değil.

        SENDEN FARKLI OLANDAN BU KORKUN NEDEN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Şişik ego oyun bozar

EKOSİSTEM Mİ? EGOSİSTEM Mİ?
Biri sıkça ekosistem diyorsa, bunu diyenin egosuna bak.
Üretimi artırmak mı istiyor, egosuna meze mi arıyor?
Bizdeki ekosistem denemelerinin başarısızlığı altında işte bu egolar yatıyor.

Fikri; çilesini çekip üretmeyip, ondan bundan kopyalayan; sloganlara meraklı olur. Her moda kavramı alıverir ve içini boşaltıverir. Tıpkı ekosistem kelimesi gibi…

‘Batılı sözünü çok ediyor, başarıların altında bu kavram var. O halde biz de dilimize sakız edersek, bu iş tamamdır.’ Aslında değil. Ekosistem; bir bölgede bulunan, canlı, cansız varlıkların karşılıklı oluşturdukları sistemin adı….

Etkileşimle gelişen olgular sayesinde birlikte iş yapma, daha çok üretim, katma değer üretme. Eğer sistemin unsurları aynı yönde hareket etmez, bu birliktelikten bazıları bireysel kazanç sağlama kurnazlığını seçerse, en iyi tasarlanmış ekosistem dahi egosistem halini alır.

Nedir bu EGOSİSTEM? Nimeti alıp külfeti öteleme kurnazlığı… Sorunu kendi sorumluluk alanı dışına itme kolaycılığı… Ekosistemin değer üreten parçası olmak yerine kendi egosunu besleme aracı haline getirme ahmaklığıŞişirilmiş egolarla ekosistem kuramazsın.

Biri ekosistemden söz ediyorsa, egosuna meze arıyor olabilir.

  EKOSİSTEME GİRERKEN EGONU TERKEDER MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kamu Spotu 1 yaşında

KAMU SPOTUNU SİZCE NASIL GELİŞTİREBİLİRİM?
Tam 1 yıldır her sabah kamu spotları ürettim.
Kısa ve öz olsun istedim.
Bu sürede çok fazla tepki aldım.
Beğenen de oldu eleştiren de.
Acaba daha iyisi için ne yapmalıyım?

Geçen yıl 26 Temmuz’da başlattığım spotlar, birinci yılını doldurdu. Bu sürede her sabah kamu spotu ürettim. Günlük hayatta karşılaşılan tehditlere dikkat çekmeye çalıştım. Fırsatlara işaret ettim. Kamuya, özel sektöre, yöneticiye, yönetilene ve ziyadesiyle kendimize dair konuları işledim.

Kriterim şu oldu; yazdıklarımın hayatta karşılığı olmalı ve bir fayda üretme iddiası bulunmalı… Bazı kamu spotlarım çok fazla ilgi gördü, paylaşıldı. Bazı kamu spotlarımla tenkit edildim. Bazıları için alkışlandım. Ancak eleştirileri daha çok benimsedim.

Zaten 1 yılda günde en az 1 saatimi alan bu kısa yazılar, beni de eğitti. Hayatımda deneyimlemediğim hiçbir şeyi; kamu spotu yapmadım. Genel geçer ezberlerden kaçındım, ihtiyaç avcılığı yaparak dert edilesi sorunların ve peşinden koşulası cevapların arayıcısı oldum.

Öğrendim ki başarı; sabır, sebat, süreklilik, iyi niyet ve samimiyet ile geliyor. Fayda üretmenin kısa yolu yoktur. İnandığın şeyi aktardığında ise mutlaka onu dikkate alanlarımız olacaktır.

        KAMU SPOTU SİZE YARARLI OLABİLİYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Lâf değil iş üretelim

ÇALIŞTAYIP DURMA, ÇALIŞMAYA ÇALIŞ
Korona, webinar kelimesini hayatımıza soktu.
Bedenimiz evde fikrimiz orta yerde konuşup duruyoruz.
İyi de bunca çalıştayda hangi fikri olgunlaştırıyor, ne değer üretiyoruz?

Lâfla peynir gemisi yürür mü? Ben görmedim ama deneyeni gördüm. Özellikle bedeni mekâna hapseden ama sözlerimizi ortalığa saçan salgın sürecinde, çok fazla lâf üretir olduk.

Bir modadır gidiyor. Falanca arama konferansı, filanca çalıştayı, ortak akıl toplantısı, hele ki çalıştaylar; ortada kayda değer eylem yoktur, eylem süsü verilmiş beyhude gayretler vardır.

Yabancının workshop dediği, bireylerin  ortak konu üzerinde çalışmalarını, düşünmelerini sağlayan  uygulamalı bilimsel öğretim tekniğinin adı bu. Katılımcıları konuya dair seçilir, problemi tanımlar ve bulunan çarelerin  uygulanmasına yönelik sonuç; raporlanır.

İyi de yüzlercesine katılan biri olarak ne sonuç gördüm ne de uygulamaya geçen çözüme tanık oldum. Arama konferansı, ortak akıl seansına ne demeli? Günün sonunda neyi aradığını unutuyor, ortak  akıl denilen; vasat çalışmaz bazı fikirler ile kala kalıyorsun.

Zamanımıza yazık değil mi? Kitlesel kaytarma yöntemi…  Çalışır görünüp değer üretemeyiş olmamalı çalıştaylar…

     SONUÇ ALDIĞIN ÇALIŞTAY HATIRLIYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Korona evcilleştirdi

EVİM EVİM GÜZEL EVİM
Sokağa çıkma kısıtlaması ve evden çalışma;
bizlerin dikkatini evlerimize çevirdi.
Meğer aşçı temizlik meraklısı film müptelası imişiz.
Salgın bitse de bazı alışkanlıklarımız sürecek gibi.

Evde kaldığımız bugünlerde en çok çalıştık. Kalan zamanda dizi izledik, aşçılığımızı ve temizlikçiliğimiz konuşturduk.

Ayda1ERA tarafından 25-28 Mayıs arası iş dünyası temsilcileriyle online yapılan araştırma sonuçları, Covid-19 günlerinde şunları ön plana çıkardı;

Evden çalışmacılık; %72,

Dizi izlemeciliği; %43,

Aşçılık, Temizlikçilik; %39,

Film izlemeciliği; %31,

Hızlı market alışverişçiliği; %29,

Sanal sohbetçilik; %27,

Eşya ayıklamacılık; %23,

Boş oturuculuk; %18,

Online sporculuk; %17,

Bahçıvanlık; %12, Pastacılık; %10,

Kuaförlük; %9,

İşten çalışmacılık; %8,

Yazarlık; %7,

Puzzlecilik; %7,

Ana okulu öğretmenliği; %7,

Öğrencilik %6.

Görünen o ki; korona bizi evcilleştirmiş. Özellikle sokağa çıkma kısıtlaması olan illerde evde zaman geçirme zorunda kalınca, ev hayatının her alanında farkındalığımız arttı.

Bu virüsün etkisi azalmaya başlamasıyla kendimizi dışarıya attığımız da bir gerçek. Ancak virüs salgını geçtiğinde eve dair bazı davranışların kalıcı olacağını söylemek mümkün…

         SENİN HANGİ ÖZELLİĞİN ÖN PLANA ÇIKTI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU